Minik bir Mutluluk Dünyası

Minik bir Mutluluk Dünyası

İnsan gözünün en iyi olarak yeşilin tonlarını görebildiğini biliyor muydunuz?

Atalarımız belki çok iyi birer avcıydılar, ancak et yemenin yanısıra çok da bitki toplamak ve tüketmek zorunda oldukları kesindi. Gözlerimiz yeşil ve kırmızı renkleri birbirinden ayırt etmeye başlayalı beri, bitkilerin çeşitlerini anlamayı ve onları fark etmeyi öğrenmişiz. Evrimsel biyologlar, bir çiçeği ne kadar çok seversek onu nerede gördüğümüzü o kadar iyi hatırladığımızı savunurlar. Dolayısıyla, çiçekleri sevmemiz yalnızca onların güzelliklerinden dolayı değil. Aslında bedenlerimizi onları bulmak için heyecanlanıyor. Yani – çiçekleri sevmek ve onlarla mutlu olmak bizim genlerimizde var!

1830‘larda botanik tutkunu Dr. Nathaniel Ward, Londra’nın kirli havasından hiç hoşlanmıyordu. Bir gün tesadüfen içlerinde torak kalıntısı kalmış kavanozların içerisinde bitkilerin daha rahat yetiştiğini gözlemledi. O an aklında bazı fikirler aydınlanmaya başladı. Zamanla geliştirilen bu yöntem ile iç mekanlarda bakmanın güç olduğu bitkiler koruma altına alınıp yaşatılırken, eşsiz minyatür bir doğal ekosistem oluşturulmaya başlandı.
Bu tropik ve egzotik mini-ekosistemleri, son bir senedir ülkemizde de çok görüyoruz. Bir takım bitkiler, hatta bazı böcekler çeşitli şekillerde bulunan akvaryumlarda veya fanuslarda yetiştirilebiliyor. Adına Terrarium (Teraryum) dediğimiz ve adeta bir sanat eseri gibi görünen bu çiçek topluluklarına küçük birer bahçe – akvaryum demek mümkün.

Teraryum’da esas olan, bitkiyi iyi tanımak. Nemi seven, ancak çok su aldığı zaman çürüyebilecek bitkiler için sulama çok önemli. Doğrudan sulamak yerine, ucu fısfıslı bir sulama aleti kullanmak daha doğru. Sulama zamanının doğru olup olmadığını anlamak içinse çakıl taşlarını gözlemleyebilirsiniz. Bir diğer önemli noktaysa, Teraryum’unuzun doğrudan güneş almaması. Ancak bu durum, bitkiyi karanlıkta tutmak gerektiği anlamına da gelmiyor. Aydınlık ve ısıtıcılara uzakta bir ortam sağlanması gerek. Bitkinin toprağının besin değerini yüksek tutmak istiyorsak, 2-3 ayda bir torfun üstte kalan kısımlarını tazeleyebiliriz, ancak kesinlikle gübreleme yapmamak lazım.

İster ofisinizde masanızın üzerine koyacağınız, isterseniz evinizin köşesinde sergileyeceğiniz minik bir teraryum, sizde mutlu anılar uyandıracaktır; yemyeşil ormanlar ya da bembeyaz kumlu bir okyanus kıyısı gibi…

Neden siz de kendinize, ya da arkadaşınıza bir teraryum hediye ederek, çok uzaklara gitmeden, aynı mutluluğu yaşamıyorsunuz?

Yorum Bırak

Your email address will not be published.